İLK ADIMLARI ATMAYA HAZIR MIYIZ?

Kreşe başlamak hem anne-baba için, hem de çocuk için çok önemli bir adımdır. Okula başlamak çocuğun bağımsız olarak aile dışına attığı ilk adımdır. Çocuk hangi ay veya yaşta olursa olsun mutlaka duygusal bir tepki verecektir. Sarılıp sarmalandığı sevgi kozasından çıkıp uçmayı başarabilmesi için bazı aşamalardan geçmesi gerekecektir. Bu aşamaların İlki SEVGİ ve sonrasında da GÜVEN’dir.

Bir çok duygu değişiminin karmaşasını ve kaygısını yaşayabilir. Uyum sağlamakta zorlanabilir. Çoğunlukla aşırı koruyucu ve hoşgörülü aile ortamından gelen çocuklarda bu kaygılar daha yoğun olarak yaşanır. Çocuğun kreşe alışma ve uyum sağlama hızı anne-babanın kreşe güven duyması, kendini huzurlu hissetmesiyle doğru orantılıdır. Anne-babanın çocuğunu kreşe başlatma fikrine kendini hazır hissetmemesi, endişe duyması, suçluluk psikolojisine girmesi çocuktaki kaygı durumunu daha çok artırır. Ebevenylerinden aldığı olumsuz duygularla, “demek ki korkmam gerekir, beni bekleyen kötü olaylar yaşayabilirim” algısına kapılır. Bu algı çocuğun kendini savunmaya alarak, sessiz, keyifsiz veya ağlayarak tepki vermesine, huzursuzluk, hırçınlık yaşamasına sebep olur. Dolayısıyla da okula uyumunu zorlaştırır ve geciktirir.

Aile ortamında kural ve sınırlar öğretilmiş, beklemeyi bilen, olumlu bağlılık ilişkisi (bağımlılık değil) geliştirilmiş çocuklar kreşe başlama sürecinde çok fazla sorun yaşamayacaklardır. Her istediğinin karşılanamayacağı olumlu davranışlarla ebeveyn tarafından çocuğa gösterilmelidir. Aksi durumda çocuk evdeki tutumunu girdiği her ortamda gösterecek ve talebi karşılanmazsa hayal kırıklığına uğrayacaktır.

Çocukların ilk defa kreşe başlama aşamaları, evde kendisi için düzenlenmiş, benmerkezci bireysel yaşantısından çıkarak, başka bireylerinde bulunduğu bir topluluk içinde kendi bireysel gelişimine doğru geçiştir. Kendi özgün bireyselliğinin keşfini yaşarken, toplum içerisindeki yer edinme, kabul etme ve edilme, tercih seçeneklerinin deneyimini kazanacaktır. Paylaşma davranışı, düşünüldüğü gibi sadece oyuncak paylaşma olmayacaktır. Bulunduğu ortamı, havayı, etkinliği, oyunu, öğretmeni, arkadaşını, duyguları paylaşma olarak daha geniş kavramları içerecektir. Kısaca toplumsal süreçteki iletişim becerilerini geliştirecektir. Dışarıdaki toplumsal yaşantı hiçbir zaman evdeki sunulan mükemmel yaşantı gibi olmayacaktır. Bu nedenle de kreşler okulöncesi dönemde çocuklarımızı bu geçişe hazırlayabileceğimiz en uygun ortamlardır.

Anne-babaların çocuklarını kreşe başlatma kararlarının temelinde “çalıştığım için, bakacak kimsem yok ” gibi suçluluk duygularının yerine, çocuklarının sağlıklı gelişimi bilinci olursa, hem ebevyler hem de çocuklar bu süreci çok daha sancısız atlatacaklardır. Günümüz koşullarında apartman ve alışveriş merkezlerinde, sanal alemlerde mutlu edilmeye çalışılan çocuklar için kreşler artık zorunlu bir ihtiyaç halindedir. Ama sağlıklı ortamlar, deneyimli , sevgi dolu eğitmenler sunan doğru adreslere ulaştığınız sürece…

En değerli cevherinizi işlememiz için bize emanet ettiğiniz ve güvendiğiniz için çok teşekkür ederiz.

BETÜL ŞAŞMAZ NASIRLIOĞLU

Aile Danışmanı

Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı

Recent Posts

Leave a Comment

Start typing and press Enter to search

IMG_325217